etiler poyrazoğlu otomotiv

ALAGEYİK

Tarık Barbaros Pilevne

14-12-2016

Çukurova’da, Toroslar’da çok tanınan bir türkünün hazin öyküsü, Yaşar Kemal Göğceli’den alıntıyla kısaca şöyledir; Gavurdağı eteklerindeki Türkmen köylerinden Kızılaç'ın yiğit delikanlısıdır Durmuş Ali... Yörenin en namlı avcısı ve bir evin tek oğludur. Avladığı birçoğunun yanında, son vurduğu yavru geyik anasını çok üzer: “Oğul, neden vurdun bu fukarayı, kuzusuz geyik ne yapar şimdi tek başına dağlarda?”

Oğlunun kendine güvenli bir hali vardır: “Bu dağların geyiğini hep ben vurdum ana.”

“Hiç geyik avına gitmesen ne olur? Bir ocağın bir umudusun.”

Lakin av merakı bir başkadır. Yine bir gün Gavurdağları'nın yalçın kayalıklarında iz peşine düşer. Mevsim bahardır, güneş kırmızı kayalar üzerine düşer, ak bulutlar döner dağın yücesinde. Şafak yenice ışımakta, türlü çiçek açmakta, dağların kokusu birbirine karışmaktadır. Elinde sedef kakmalı tüfeğiyle Durmuş Ali, kayadan kayaya sekerken, koyağın birinde bir parça kar görür. Otları aralayıp bakar, bir geyiğin ayak izini bulur. Geyiklerin gidiş yönünde izler henüz tazedir.

Tahmin edeceğiniz gibi izine düştüğü hayvan, yavrusunu vurduğu alageyiktir. Bir görünüp bir kaybolarak, Durmuş Ali’yi dağın karlı doruklarına çeker. Akşama doğru ellerini dizlerini kayalar yemiş kanatmış, aç ve yorgun Durmuş Ali, geyiği bir yarın başında görür ve aynı anda yitirir. Koca geyik uçurumun derinliğinde yok olur. Hırsına yenik düşen Durmuş Ali, ip sarkıtarak inmeye başlar. İpin yetişmediği yerde kendisini boşluğa bırakır. Kayanın yüzünde karlı bir çıkıntıya düşer ve ayağı kırılır. Karanlık basar, sarp kayalarda yaraları azar, sızlar. Anası, nişanlısı aklına gelir; ölümü görür pişman olur Durmuş Ali; günler geçer...

O sarp kaya Gavurdağı'nın güneyine düşer. Kayanın tepesinden aşağı bakacak olursanız, çıkıntı yerde bir yığın beyaz kemik görürsünüz. Yakınlardan geçerken bir yanık türkü işitilir derler: Alageyik Türküsü...

Ben de gittim bir geyiğin avına

Geyik çekti beni kendi dağına

Tövbeler tövbesi geyik avına

Ben giderken kayabaşı kar idi

Yel vurdu da erim erim eridi

Ak bilekler taş üstünde çürüdü

Kayanın dibine çadır kursunlar

Çifte davul çifte zurna vursunlar

Nişanlımı kardeşime versinler.

Yukarıdan çam, kekik kokusu gelir, aşağıdan bir sıcaklık dalgası. Çukurova bataklıklarında nergisler açar, kirli bataklık suları sarıya beyaza donanır. Dağlardan bu türkü inip ovaya yayılır, Çukurova’nın sürme gözlü cerenlerine ağıttır bu.

Kızılaç köyündeki ulu cevizlerle çevrili evde insan kalmamış, geyiklerin ahı o evi yemiş bitirmiş derler. O evin yerinde ot bile bitmezmiş.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ALAGEYİK
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları