poyrazoğlu otomotiv etiler
19 Aralık 2018 Çarşamba

AKHAN, AKHAN OLALI

Tarık Barbaros Pilevne

09-08-2018

Nisan sonlarıydı, çoğumuzun birçok kez araçla önünden geçip de bir kez olsun inip gezmediğimiz Akhan Kervansarayı’na yol uğrattım. Güneydoğu köşesindeki ulu dut ağacı henüz yeşermiş, çevre bahçelerdeki meyve ağaçları ilkbaharın yaratıcı özsuyunu ağırdan yudumlamaya başlamıştı. Yapımında beyaz renkli traverten taşlar kullanıldığından “Akhan” adı verilen yapı, İpek Yolu üzerinde ve Anadolu Selçuklularının Batıdaki son kervansarayı idi. Selçuklu Valisi Seyfettin Karasungur tarafından 1251 yılında yaptırıldığını girişteki tabeladan öğrendim. İnsanı ürperten bir yalnızlık ve terk edilmişlikle yüzyılları bekleyen taş bina, kirli ve düzensiz çevresini hüzünlü bir vakarla izliyordu. 750 yıllık bu görkemli eserin unutulmuşluğa terk edilmesini anlamak çok güç!

Yapının girişindeki ana kapının heybeti, başlangıçta çarpıyor insanı. Kemerindeki siyah granitler, birbirine kenetlenecek tarzda yontulmuş. Hiçbir katkı malzemesi kullanılmadan statik fizik kuralları ile ayakta duran kemeri, inşaat sektöründe çalışanların ve Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencilerinin görmesini dilerim. Kapının iki yanındaki taş kabartma kartal figürlerinin, Selçuklunun yücelme, güç ve dayanıklılık iddiasını yansıtan tarihsel simgeler olduğunu; Orta Asya Şamanizm’ine göre ise kartalın, insanlara gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refakat eden, ululuk ve yükseklik timsali bir varlık olduğunu biliyordum.

Yazık ki, bugüne dek hiçbir öğrenci ve öğretmen grubunun bu muhteşem tarih köprüsünden geçmediğini sanıyorum. Ezbere dayalı eğitim sistemimizin robotları haline getirdiğimiz çocuklarımıza tarih bilincini oluşturmak için bu yapıyı kesinlikle göstermeliyiz. Bu arada traktörle bitişikteki tarla yolundan geçen iki Akhan köylüsü ile selamlaştık, tanıştık. İnceleme amaçlı notlar aldığımı görünce ilgilendiler, yardımcı olmak istediler. Kervansarayın içine girdik…

Girişte sağdaki yönetici odası ve bitişiğindeki hamam kısmen yıkılmıştı. Duvarların içinden geçen on parmak kalınlığındaki kiremit suyollarını gösterdiler. İç avlunun karşısındaki oda tavanları çimentoyla sıvanıp restore edilmeye çalışılmıştı. Tamiratta çalıştığını söyleyen iri yarı arkadaş bu yanlışın ayırtına varanlardandı. Restorasyonun aslına uygun malzemeyle yapılmadığı için durdurulduğunu, yapılacak olan yenilemede taş ve kireçten başkaca bir unsurun kullanılmaması gerektiğini belirtti. Aklıma Nazım’ın Türk köylüsü için yazdığı dizeler geldi: “O, topraktan öğrenip, kitapsız bilendir. / Hoca Nasrettin gibi ağlayıp,/ Bayburtlu Zihni gibi gülendir...”

İlerideki iç avlunun üzeri kapalı, zemin loş ve serindi. Kalın örme taş sütunlar geniş ve yüksek tavanı tutuyordu. Tavanda ve duvarlarda mazgal şeklinde küçük ışıklıklar bırakılmıştı. Bu kısma yolcuların binek hayvanları bağlanıyormuş. Kervansaray’ın daha yirmi otuz yıl öncesine kadar Denizli pazarlarına gelen köylülerce kullanıldığını da sözlerine eklediler. Bugünkü durumundan hoşnut olmadıklarını, bir an önce çevresiyle birlikte düzenlenip tamir edilerek turizmin hizmetine sunulması gerektiğini söylüyorlardı. Az sonra çiftlerini sürmek üzere izin isteyip gittiler. Akhan’ı tarihsel yalnızlığı içinde ve dut ağacının hazin gölgesinde bırakıp ben de ayrıldım…

Akhan’ın tarihsel ve kültürel değeri, bu ülke için önemlidir. Geçmişine sahip çıkamayan bir toplum, geleceğini de belirleyemez. Bence bir an önce bu sahipsizliğe son vermeli hepimizin gurur duyacağı bir tarihsel kesiti birlikte geleceğe taşımalıyız…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - AKHAN, AKHAN OLALI
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları