etiler poyrazoğlu otomotiv

ABD NASIL YÖNETİLİYOR? 

Ufuk GÖKMEN

24-05-2018

"Amerika aşırı sağcı İsrail'in kontrolünde mi?" başlıklı yazıdan sonra okuyucularımdan ABD'nin yapısı hakkında daha fazla bilgi vermem talep edildi.

Doğrusu 1945'ten sonra dünyanın her noktasına el atan ABD yönetiminin yapısını anlamak da anlatmak da zordur.

Amerika, ekonomisini büyütürken 250 milyonluk nüfusunu büyük bir tüketim mekanizması haline getirmiş, böylelikle kurulan fabrikalar, ihracat pazarı bulmak için çalışmak zorunda kalmıyorlar.

Kendi ülkesinde kontrol altındaki pazar sayesinde gelişen şirketler dışarıya daha güçlü olarak açılmaktadırlar.

Ekonominin başındakiler, İç piyasadaki bu tüketim kapasitesini uluslararası ticarette koz olarak kullanmakta, başka ülkelerde çok ucuza mal edilen ürünleri en avantajlı şekilde ülkesine alabilmekte, karşılık olarak söz konusu ülkelere mal satabilmektedirler.

Denizlili okurların daha iyi anlayabilmesi için bornoz üzerinden örnek vereyim; Avrupalı bir çift ömür boyu toplam dört bornoz tüketirken Amerikalı bir çift elli bornoz tüketiyor.

Avrupa'nın toplamıyla denk nüfusa sahip Amerikalılar, tek kalem üründe, Avrupa'nın tükettiğinin on katından daha fazlasını tüketiyorlar.

Amerika'nın büyük pazarına girmek isteyen ülkeler, mütekabiliyet esasına göre, onların yüksek teknolojili katma değerli ürünlerini almak zorunda kalıyorlar.

Yüksek teknoloji demişken, üniversitelerin katkısını unutmamak gerekir; Harward Üniversitesi, bir yılda 200 milyar dolarlık patent üretebilmektedir.

Uzay teknolojisi, dolayısıyla bilişim, internet ve iletişim hizmetlerinde Amerikan Şirketlerinin sunduğu imkanlar, pek çok ülkeyi onlara bağlıyor.

Özellikle savunma sanayiinde uzun zamandır ön sıralarda olan ABD, dünyanın her noktasında ortaya çıkan çatışmaya müdahil olarak silah pazarını büyütüp bu sektörün de lideri olmayı başarıyor.

Hükümetler silah şirketlerinin gücünü zinde tutmak için ülke içindeki bireysel silahlanmaya göz yumuyor.

Özetle ABD, büyük bir tüketici olmayı avantaja çevirmiş ve bu kazanımla teknolojide üstün olabilmiş, kendi sistemini; az enerji ve az hammaddeye dayalı, teknoloji temelli üretim mekanizması yapmış.

Sayılan avantajlar ve yıllık 17 trilyon doları bulan bütçe, uluslararası sistemde ABD'yi söz sahibi yapıyor.

İşte bu nedenle dolar, altın gibi temel finans değeri olarak geçerli sayılmış, bu sayede ülkelerin para biriminin değeri ellerindeki dolara endeksli olarak belirleniyor, özetle; dünya ticareti ABD merkez bankası FED'in belirlediği sistemle dönüyor.

ABD'nin dayatmalarına karşı çıkan yönetimler ticari alanda dışlanıyor, müşteri bulamıyor, bedel ödemek zorunda kalıyor.

Bu noktada şu soru akla geliyor; ABD 300 yıllık taze bir bir devlet olup, köklü homojen bir millet olmadığı halde nasıl bu üstünlüğü kazanmış?

Sorunun cevabı için, ABD'yi kuran göçebe yahudiler, İspanyol ve İngiliz kolonilerinin eski dünyada edindikleri tecrübelerden ders alarak yeni bir dünya kurma konusundaki başarılarını görmek gerekir.

Saydığım kurucu unsurların arasındaki rekabet, başka bir yazının konusu. İzlemeye devam edelim...

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ABD NASIL YÖNETİLİYOR? 
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları