etiler poyrazoğlu otomotiv

 “EVLADIM SEN YAZICI MISIN?”

Ramazan Canural

30-07-2019

Millet olarak kafamızda bazı klişe insan tiplerimiz vardır. Doktor dedin mi göbekli kafası kel; amir dedin mi, asık suratlı,insanlara tepeden bakan; belediye başkanı dedin mi herkesle samimiyet kuran “grand tuvalet” giyinen; aşçı dedin mi hep şişman ve obur…

Artık aklınıza geldiğince bu liste uzatılabilir…

Bu klişe tiplere uymayan bir görüntünüz varsa halk sizi bulunduğunuz statü ile özdeşleştiremez ve benim yaşamımda olduğu gibi bazen komik durumlar ortaya çıkar.

İşte bazı örnekler…

Yıl 1982. İkizdere Sağlık Ocağındaki doktorluk görevine yeni başladım. Cüssem “sinek sıklet” denilen türden yani 54-55 kilo. Yüzümde ne doğru dürüst sakal var, ne bıyık… Bir kuşluk vakti beyaz doktor önlüğümü giymiş Ocağın kapısında beklerken, yanıma nur yüzlü beyaz sakallı bir dede yaklaştı ve sordu:

“Evladım ben doktor Hasan beyi arıyorum, kendisi nerededir?”

Dedeye, bu Kurumda Dr. Hasan bey diye birinin olmadığını söyledim.

“Nasıl olmaz oğlum beş günden beri her gün geliyorum iğnelerimi yaptırıyorum. Beyaz saçlı şişman, uzun boyluydu. Evladım sen yazıcı mısın?”

Benim buranın doktoru olduğumu, kendisinin doktor sandığı arkadaşın da hadememiz olduğunu anlattım ama pek inanmadı. Çünkü müstahdem Hasan efendi sürekli beyaz doktor önlüğüyle dolaşan bir uyanıktı…

İkinci anı da Denizli Devlet Hastanesinde Başhekimlik yaptığım döneme ait.

Hastanemiz Türkiye’nin en büyük hizmet hastanelerinden biridir. Eğitim- Araştırma Hastanesi olmadığı halde bir çok Eğitim- Araştırma Hastanesinde olmayan doktor, personel ve alet edevat kompleksine sahiptir. İki bini aşkın çalışanı, yedi yüz hasta yatağı ve günlük yirmi bin civarında giren çıkan insanıyla maşallah arı kovanı gibi çalışır.

Bir ara, mesai dışında özellikle acil servis nöbetlerinde çok şikayet almaya başladık. Baktık ki vatandaşlar idare olarak beni ve Başhekim Yardımcılarımı değil; direk Valiliği, Bakanlığı, Başbakanlık BİMER’i filan arıyorlar, Başhekim Yardımcısı arkadaşlarıma şöyle dedim:

“Bakın arkadaşlar şikayetler çoğaldı, soruşturma yapmaktan bıktınız. Acil servisin görünen yerlerine Başhekimlik telefonu olarak bir cep numarası koyalım, şikayetçi vatandaşlar o numarayı arayıp şikayetlerini de doğrudan bize iletsinler. Hem belki böylece hastalarımıza kötü davranan çalışanlarımız olursa direk başhekimin aranacağını bildikleri için daha dikkatli çalışırlar.

Başhekim Yardımcılarım sağ olsunlar dediler ki, abi her gece bu telefon sizde olursa çok zorluk çekersiniz, hafta içi her gün birimizde olsun, hafta sonları da sizde olsun. Fikir güzeldi, uygulamaya başladık. Her gece 5-10 telefon geliyor, biz de gücümüz yettiğince hastalarımıza ve yakınlarına yardımcı oluyoruz.

Bir hafta sonu telefon bende ve bir telefon geldi ama adam öyle böyle değil, çok öfkeli. Acilde çok kötü muamele gördüğünü, durumu acil olduğu halde sırasının öne alınmadığını söylüyor, başka şeyler de iletiyor ve neredeyse küfreder gibi konuşuyordu. Ben de sabırla dinledim ve izah ettim.

En son ne dese beğenirsiniz?

“Kardeşim, illa başhekimi mi arayalım?”

İşte o zaman ben de keyifle cevabı patlattım: “ Güzel kardeşim zaten on dakikadan beri başhekimle görüşüyorsunuz.”

Yani anlayacağınız adam, gecenin o saatinde bir başhekimle konuşuyor olabileceğini düşünmüyordu.

Bir anı daha…

Geçenlerde seradayız. Bir müşteri yani sebze- meyve komisyoncusu geldi. Ben elimde eldiven çapa, başımda şapka, çalışırken işi bıraktım ve onu çardağın gölgesinde ağırladım. Pazarlığı yaptım. Beni tam bir işçi kılığında gören komisyoncu arkadaş şöyle demez mi:

“Teşekkür ederiz, memnun olduk. Eğer telefonu varsa biz bir de seranın sahibi başkan beyle görüşsek nasıl olur?”

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ -  “EVLADIM SEN YAZICI MISIN?”
Ramazan Canural - Diğer Yazıları
Bütün Ramazan Canural Yazıları