etiler poyrazoğlu otomotiv

Topuklu Kulesi’nde doyumsuz manzara

Beyağaç’ta her yıl kurduğumuz Kartal Obası izlenimlerimizi aktarmaya devam ediyoruz. Yağmurlu geçen bir akşamın  ardından parlayan güneşle gelen sabah bizi yeni arayışlara itti. Arazi aracımızla Kartal Gölü ve Anıt Ormanlar’ın hemen yanı başındaki bir başka doğa harikası olan Topuklu Yaylası’nda bulduk kendimizi.

10-08-2018 19:00

Beyağaç Belediyesi tarafından bungalov evler kurulan ve düzenleme yapılan Topuklu Yaylası, işletme giderleri fazla gelince özel bir şirkete verilmiş, ancak özel işletmeci de istediğini bulamamış. Yöre halkı hafta sonları serinlemek için yaylaya çıkıyor. Beyağaç Belediye Başkanı Mustafa Akçay, yayla için Büyükşehir Belediyesi ile görüştüklerini söylüyor. 1800 metre yükseklikteki Topuklu Yangın Gözetleme Kulesi’nde Gökova’dan Denizli’ye uzanan görsel bir şölen yaşadık.

Kartal Obası’nda doğayla iç içe geçirdiğimiz üç günde yaşadıklarımızı anlatmaya bugün de devam ediyoruz. Obanın kurulduğu ilk günün akşamında Ufuk Soyhan da gelince kadro tamamlandı. Obamızın usta aşçısı Ali ve Ramazan Abi’nin hazırladıkları yemeklerin  yanı sıra Mehmet Abi’nin mangaldaki damakları bayram ettiren adeta parmakları yedirten becerisi 3 gün boyunca bizleri mest etti. Çevirme kuzu kebabıyla Kartal Obası’ndaki her kişi lezzet komasına girdik desek yeridir. Ellerine sağlık biz de çok güzel yedik. Yıldızların yağmur gibi aktığı Kartal Gölünde kamp ateşi etrafında yenilen yemek sonrası sohbet  ekibe farklı bir canlılık kattı. 
Odun kırmak gibi kaba kuvvet işler, su doldurmak, bulaşık yıkamak, malzemeleri düzeltmek Salih’le bana düştü. Ali’nin, ‘Neden bulaşıklar yıkanmıyor’ deyip; ‘Yemekler zamanında yenecekse işinizi hızlı yapın’ uyarıları da hiç bitmedi. Sonradan anladık ki, kendisi bulaşık yıkamamak için bizleri azarlayarak motive etmeye çalışıyormuş. Ancak öylesi bir ortamda bu diyaloglar bile bizlere güzel bir anı olarak kaldı. 

DOĞA ANA SÜRPRİZ YAPTI
Yediğimiz içtiğimiz bizde kalsın, doğal güzelliklere doymak amacıyla çıktığımız bu yolculukta ilk gece sürprizle karşılaştık. Cuma günü yani kampımızın ilk gününde hava tam kararmak üzereyken yağmur bulutları gökyüzünü kapladı ve belirli aralıklarla yağmur yağmaya başladı. Yağmurla gelen rüzgarın sesi de hala kulaklarımda. Bizi bu yağmurdan büyük çadırımız korudu.  Gece uyurken arıklardan gelen su sesleri ninni misali tatlı bir uykuya dalmamızı sağladı. Osman Abi, Ufuk ve ben üçümüz aynı çadırda kaldık,  ancak herkesin ilk uyarısı,  ‘Ben horlarım’ oldu. O yorgunlukla kimse kimsenin horlamasından rahatsız olmadı. Gecenin ilerleyen saatlerinde tahminen 03.00 gibi rüzgarla uyandık. Esen rüzgar çadırımızı bayağı bir salladı.  Biraz hava almak için çadırımızdan çıktık. Rüzgarın hem sert hem de insanı kendisine getiren etkisini  vücudumuzun her alanında hissettik. Osman Abi, su içerken bende sönmeye yüz tutmuş kamp ateşimizi odunlarla besleyip harladım. Rüzgarın da körüklemesiyle büyük bir alev topuna dönen kamp ateşinin göl üzerine düşen yansımasını izlemek, odunlardan çıkan sesleri dinlemek öylesine dinlendiriciydi ki, 15 dakika bu manzaradan kopamadık. Ancak sabah erkenden kalkacağımız için çadırımızın yolunu tutmak zorunda kaldık. 


MİSAFİR AĞIRLADIK

Kampımızın ikinci günü olan Cumartesi sabahın ilk ışıklarında gözlerimizi açtık. Kuş cıvıltıları, arıklardan akan su sesi ve gölün doyumsuz seyri… Uyanan herkes doğanın o unutulmaz seyrinde kamp alanın işleyişine de el atmaya başladı. Ben çayı demlerken bir arkadaşımız kahvaltı hazırlığına girişti. Güzel bir kahvaltının ardından sohbetimiz sürerken obamızda misafirde ağırladık. Beyağaç Belediye Başkanı Mustafa Akçay, Beyağaç Kaymakamı Necdet Özdemir,  Marmaris’te  faaliyet gösteren turizmcilere Beyağaç’ın doğal güzelliklerini tanıtmak için bir organizasyon gerçekleştirmiş. Dolayısıyla ilk durakları Kartal Gölü oldu. Kartal Obamızda bize de misafir oldular. Bölgeye olan hayranlığımızı biz de hem yerel yöneticilerle hem de turizmcilerle paylaşma fırsatı bulduk. Öngördüğümüz tablo doğa turizminde Beyağaç, Kartal Gölü ve Topuklu Yaylası ile yeşil dokunun, dere ve vadilerin başrol oynayabileceği. Bu anlamda turistlerin konaklayabileceği taştan yapılmış bir otelin Beyağaç merkezde bitmek üzere olduğunu da öğrendik. 


TOPUKLU YAYLASI ÇÖZÜM BEKLİYOR
Sandras Dağının en özel yerlerinden birisi de Topuklu Yaylası… Kamp dönemimizde o güzelliği yerinde keşfe çıkmazsak büyük bir eksiklik yaşardık. Cumartesi günü kahvaltını ardından Mehmet ile Osman Abi başta olmak üzere Salih ve ben emektar aracımın üzerine atlayarak Topuklu’ya doğru yola koyulduk. Dağ yolunda yeşilin her türlüsünü en tepeden izleyerek, ağaçların görsel güzelliğinin yanından geçerek ulaştık güzeller güzeli Topuklu Yaylası’na. On beş hektar civarında kısmen dalgalı bir düzlüğü bulunan Topuklu Yaylası’nda soğuk ve temiz hava ciğerlerimize yeni bir hayat sundu. Çeşmesinden akan o tatlı suyun tadı hala damağımda. Ancak o güzelliğin içinde bir buruklukta yaşamadık değil. 2009  yılında yapılan ve insanların hizmetine sunulan bungalov evler ve eklentileri 2 yıl hizmet verdikten sonra bakımsız ve korumasız kalmış. Beyağaç Belediyesi, işletme giderleri fazla gerekçesiyle özel bir şirkete devretmiş. Özel şirket te bir süre sonra işletmeyi bırakmış. Yöre halkı hafta sonları serinlemek için yaylaya çıkıyor. Beyağaç Belediye Başkanı Mustafa Akçay, yayla için Büyükşehir Belediyesi ile görüştüklerini söylüyor. 


EGE’NİN ÇATISINA ÇIKTIK

Böylesi bir güzelliğin içinde vatandaşa hizmet için sunulan mekanların viran halini görmenin üzüntüsü ile Ege’ye kuş bakışı görme imkanı sunan yaylanın en üst noktasında bulunan Eskere Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait Topuklu Yangın Gözetleme Kulesine çıktık. Kule görevlisi Feyyaz Kavuklu, sıcak bir şekilde karşıladı bizi. 1800 metre yükseklikte gözümüzün görebildiği uçsuz bucaksız manzarayı çaylarımızı yudumlayarak izledik. Neredeyse Ege ayaklarımızın altına serilmişti. Bir tarafımız Denizli diğer tarafımız Muğla. Gökova Körfezi’ni çıplak gözle görme imkanı bulduk. Unutulmaz bir görsel şölen yaşadık, Ege’nin çatısında. Obabaşı Mehmet Abi’nin dedesi de bir zamanlar bu kulede görev yapmış. Mehmet Abi’nin keyifli anlatımıyla dedesinin maceraları da dinledik. Üç gün kulede nöbet tutacak olan Feyyaz’a, “Kolay gelsin” diyerek  aynı güzergahtan obamıza geri döndük.

Yarın: Bu gibi suda yıkanmak, mayoyla balık tutmak, odun ateşinde kuzu çevirme ve ayrılık zamanı

YORUM YAZ
BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - Topuklu Kulesi’nde doyumsuz manzara
FOTO GALERİ Tümünü Gör
VİDEO GALERİ Tümünü Gör