1978 yılında Denizli’ye atandım. İki yıl kadar Milli Eğitim Müdürlüğü görevinde bulundum. O tarihlerde […]

             1978 yılında Denizli’ye atandım. İki yıl kadar Milli Eğitim Müdürlüğü görevinde bulundum. O tarihlerde Adalet Partisinde politika yapan Mehmet Gözlükaya ile tanışmıştım. Denizli Barosunda avukatlık yapmaktaydı.

            1980 yılının Ocak ayında Denizli Milli Eğitim Müdürlüğünden ayrılınca ben de İstanbul Barosunda olan kaydımı Denizli’ye getirterek Denizli Barosuna kaydoldum.

            12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra faşist bir yönetim iş başına gelmişti. Bu yönetim, farklı siyasal görüşteki insanları bir birlerine yaklaştırdı. 1980’den önce sağ ve sol ayrımı nedeniyle kahveleri, camileri ayrılan, bir birlerine selam bile vermeyen vatandaşlar, eskisi kadar katı davranmıyorlardı.

            İşte bu ortamda Rahmetli Şükrü Güngör ve Rahmetli Mehmet Gözlükaya ile daha yakından tanışma olanağı bulduk. Kitap alıp vermeğe, baroda oturup sohbet etmeğe kadar ilerleyen bir dostluk oluştu.

            1991 yılında yapılan seçimlerde Mehmet Gözlükaya milletvekili seçildi. Bu dönemde aradaki yol mesafesi artmıştı. Fakat karşılaştığımızda selamlaşıyorduk. 20. ve 21. dönemlerde de Mehmet Gözlükaya milletvekili seçilerek meclise girmeyi başardı. Uzaktan da olsa, bu dürüst siyasetçinin gidişatını izliyordum.

Politikaya ne kadar dürüst, çalışkan, başarılı kişiler katılırsa, toplum için o denli yararlı olur kanısındayım. Sık sık parti değiştiren, çıkar peşinde koşan birçok politikacı tanıdık. Fakat Gözlükaya farklı bir kişiliğe sahipti. Ölünceye kadar bu saygınlığını korudu.

Son birkaç yıldır dostluğumuz iyice artmıştı. 10–15 günde bir ailece bir araya geliyor, sohbetler ediyorduk. Tavaslı avukatlar grubuna bizi de çağırdılar. Orada da Gözlükaya ile dostluğu ilerlettik. Bu sıralarda halk tarafından ne kadar sevildiğini de gözlemleme fırsatım oldu. Herkesin sorunlarıyla hala ilgileniyordu. Düğünlerine gidiyor, cenazelerinde bulunuyordu. Etrafında bir sevgi halesi vardı.

2013 yılının Ağustos ayındaydık. Yazın da görüşme konusunda anlaşmıştık. Akşam yemeği için biz bir lokantada eşimle oturduğumuz sırada, Mehmet Bey eşiyle birlikte geldi. Ertesi sabah erkenden uçakla İstanbul’a gideceklerini, gitmeden görüşmek istediğini söyledi. Çok memnun olduk.             Birlikte yemek yedik, sohbet ettik.  Kucaklaştık ve ayrıldık. Adeta bizimle vedalaşmağa gelmişti. Çünkü hemen ertesi gün parkta torunu ile gezerken kriz geçirip düştüğünü, özel bir hastaneye kaldırıldığını öğrendik ve çok üzüldük. Gözlükaya dostum Denizli’de PAÜ Hastanesinde 6 aya yakın komada kaldı ve hakkın rahmetine kavuştu.

Gözlükaya’nın Denizli’de Çınar’daki camide ve özellikle Konak Kasabasındaki camide çok kalabalık bir uğurlayanı oldu. Son derece sevilen ve sayılan bir kişiydi. Bizim dostluğumuz son üç yılda yoğunlaşmıştı. Değerli meslektaşımla çok daha önce bir yakınlık kuramadığıma hayıflanıyorum. Ondan ayrılmak bana çok zor geldi. Ardından yazdığım bu yazıyla vedalaşmaya bile uzun süre elim varmadı. Geçenlerde Eşimle birlikte evine bir kez daha taziyeye gittikten sonra, artık yavaş yavaş yokluğuna alışmaya çalıştığım dostum Mehmet Gözlükaya’nın ardından, duygularımı dile getirmeğe karar verdim.

Onu çok arıyoruz.  Denizli seçkin bir evladını yitirdi. Mekânı cennet olsun. Eşi Müzeyyen Hanıma ve üç çocuğuna, annesi ve yakınlarına sevenlerine bir kez daha başsağlığı diliyorum.


Bir Cevap Yazın